3 Temmuz 2009

Yusufçuk Sürüleri Gece Gelir

* Uzun zamandır blogların aslında pek de düşündüğüm gibi işlemediğinden, nerede salak sepet blog var milletin ona hücum ettiğinden yakınıyordum. Ahanda son noktayı koyan blogu buldum. Salih-Hande diye iki sevgili blog açmışlar güya. Ben inanmak istemiyorum gerçek olduğuna bu ikilinin zira yazılan yazılar o kadar dangalakça ki, o kadar akıldan yoksun ki okurken içim kalktı. Şimdi merak eder tıklarsınız diye link de vermek istemiyorum, zaten benden fazla hit aldığını biliyorum çünkü ünlü oldular internet aleminde bir anda. Bana yorum yapmış kimi kişilerin yorumlarını filan da gördüm o blogda... Değer mi ya? Öylesi bir saçmalığa değer mi vakit harcamaya? Aşktan maşktan herbir halttan soğuttular beni, başlarına karakter sayıları kadar taş düşsün!

* Zamanının bestsellerı olduğu için çok merak edip bir kitap almıştım "Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten" diye. Birçok filmde de adı geçiyordu ve ilişkiler üzerine önemli bir kitaptı sözüm ona. Alakası yok, hayatımda okuduğum en aptal saptal kitaptı ve hatta tamamını okuyacak kadar bile dayanamamıştım. Yine de her kitapta olduğu gibi bu kitapta da öğrenilecek bir şeyler vardı. Diyordu ki; "Kadınlar dertlenince dilleri çözülür, erkeklerse dertlendiklerinde kendi mağaralarına kaçarlar. Erkekler o mağaralarına kaçtıklarında onları çıkarmaya çalışmayın, siz uğraştıkça onlar daha da gömülürler içeriye."

* 23 Haziran'da İstanbul'da Placebo'yu izleyecektim, 24'üne ertelendi konserleri gümrükte sorun yaşadılar diye. Sonra gittim izledim, istediğimi bulamadım pek ama yine de mutluydum başardığım için. Üstelik de bariyerleri atladık kardeşimle VIP'den izledik konseri nıahahah!

*10 günde Ankara, İstanbul, Bodrum, İzmir ve Ankara güzergahını gittim. Kendimi sıcakta kalmış pet şişede kola gibi hissediyorum.

* Afyon'dan Ankara'ya gelirken Mıhalıççık diye bir yer görüyorum hep. Eskişehir'de bir kasabamsıymış sanırım. Nasıl bir isim ki bu? Mıhalıççık. Ehehe.. Mıhalıççık.

* Böcekler sardı dört bir yanımı! Cam açık olunca ışığı gören geliyor efendim. Bir yusufçuğu misafir ettim odamda. Bana dokunmazsa ben de ona dokunmam. Beraber müzik dinledik bir süre. Sonra Phil Collins duyunca çıldırdı, dellendi. Düz de gitmiyor hayvan, geri geri yürüyor. Evvela üstüme atlayıp beni yataktan kovdu, sonra da tüm uyarılarıma rağmen lambaya çıktı ve ızgara oldu. Daha yanık protein kokusu geçmemişti ki bir yenisi girdi odama. Dedim daha fazla drama kaldırmaz bu yürek, geç oldu. Attım dışarıya öteki yusufçuğu. Yalnız neden bilmiyorum bizim yusufçuklar pek bir gariban, elin yusufçukları hep janjanlı, renkli renkli... Neden ki acaba?

* Sanırım 4 sene içerisinde müzik zevkimde az da olsa bir değişim olmuş olacak ki, Duman'ın iki çıkış şarkısı dışında hiçbir şarkısını sevemedim. Zamanla sevilir şarkılarsa eğer, çok yazık, çünkü sonuna dek dinleyecek kadar bile tahammül edemiyorum şarkılara. Küstürdüler tabii. 3 senedir Saklı'ya konsere gelmiyorlar, 4 senedir albüm yok... En son askere gitmeden evvel konsere gelmişlerdi mesela, o zamanlar ölürdüm Duman için. Şimdi... iieehh

* Bir enstrümanı çalmaya çalışmak, tadını daha fazla almaya yararmış meğersem. Ben ki müziği ve yemeği sadece tüketmeyi seven bir insandım, şimdi anlıyorum içine emek verince alınan tadın tümden tarifsiz bir boyuta ulaştığını. Çünkü bir başkası senin önüne kendi hazırladığını koyunca daha iyi anlıyorsun verilen emeği ve ona göre değer biçiyorsun. Daha doremilerdeyim belki ama şimdiden hissedebiliyorum bazı kıpırtıları. Kanun zor belki, evet, ama beni sadece taşıma kısmı zorluyor. Ağır be. :S

* Kitre bebekleri bilir misiniz? Böyle yöresel kıyafetler giymiş, garip suratlı bebekler. Eskiden ne çok vardı benim onlardan. Aslında güzel turistik objeler bunlar, her yerde olsa keşke. Oynamalık değil süslük daha çok ama olsun. Yarışmaları filan da yapılıyor bunların. Bakışları biraz ürkünç olsa da giysileri şahane oluyor bence.

* Bu ara Katre kelimesini çok seviyorum. Çocuğum olursa adını Katre koysam ne olur diye bile düşünüyorun bazen de çok kaba sesler var içinde :(

Hüzünlünün Not Defterinden:
Gönlüm ağlak nağmeler çığırıyor, mızrabım sensin.

5 düşünce dile geldi:

ziggytheking dedi ki...

Çok güzel ilçe isimleri var demiştim ben bir aralar. Isparta'da Gelendost, Yozgat'ta Çiçekdağı mesela. Ama o güzide ilçemiz halk arasında Maalıç diye okunur.

inflack dedi ki...

biliyordum biliyordum, o maddeye ilk senin geleceğini biliyordum :))

ziggytheking dedi ki...

yok ben de o yolun müdavimi olarak yazdım, nereli olduğum önemli değil. yoksa duatepe'deki heykelin heybeti üzerine de yazmıştım zamanında :P

eloise dedi ki...

eski sevgilim kızının adını katre koymak istediğinden bahsetmişti bi ara...aynen o barındırdığı kaba sesler yüzünden içimden salak kız triplerine girip "allahıaamm nolur hep böle kalalım ama adı katre olcaksa hiç kızımız olmasın" dediimi bilirim =)

inflack dedi ki...

katre mana olarak inanılmaz güzel ama işte ah o sesler yok mu!? bir de şimdi fark ettim de katr' diye okunduğunda galiba rusça 4 manasına geliyor ya da fransızca.

ALL RIGHTS DESERVED by INFLACK

Bu sitede yazan her şey yazarın kendi hayatı, hayal dünyası, geçmişi ve geleceği ile alakalıdır. Kar amacı güdülmemektedir. Resim sahiplerine ise buradan teşekkür etmekteyimdir. Yazılarım herhangi yasal şekilde korunmadığı için elbette bana sormadan etmeden kopyala yapıştır yapabilir, altına kendi adınızı yazabilirsiniz. Ama vicdanınız buna el verecek mi?! Şirret hayaletim öbür dünyada yakanızı bırakacak mı?! Bunları bir düşünün derim. Hepinizi öperim MUJU!