- Hesaplayan insan olmak cidden zor iş. Eti'nin Sticks diye çubuk çubuk çikolatalarının üstüne yazmışlar 55 Kalori diye. Her gidip gelip yediğimde, bak şimdi 110 oldu, bak 165 oldu diye hayıflanıyorum, tadı çıkmıyor.
- Canım deli gibi Bilecik Lokumu çekiyor. Eskiden babaannem yapardı ya da Bilecik'ten yollarlardı. O gitti gideli ne lokum yollayan var ne de yapan. Yanında beyaz peynir ve çay... Of ki off... İyi bir tarif bulsam kendim bile yapmayı deneyebilirim ama zor iş gerçekten de.- Bir şey düşünüyorum, bir bakıyorum ki daha evvel düşünülmüş. Bu dünyada orijinal olabilmek için evvelden mi doğmak gerekliymiş nedir? Özel birisi olmak gün geçtikçe zorlaşıyor.
- Bu ara şarkılara çok takılıyorum. Loopum çok çalışıyor. Öyle ki, resmen en çok dinlenenler listem değişiverdi birkaç ayda. Bir şarkı analizi daha yapacağım sanki bu gidişle. Önce Epitaph, sonra With You... Şimdi de Dream Catch Me...
- Dünyanın İlk Günü diye bir kitap çıkmış. Beyazıt Akman adında Amerika'da yaşayan 81'li bir adam tarafından yazılmış bir roman bu. Kapağındaki kılıç yüzünden herhangi fantastik deneme sandım evvela, sonra kılıca bir baktım üstünde Arağça gibi yazılar işlenmiş. Sonra arkasını çevirdim okudum... Bu roman İstanbul'un fethini anlatıyor! Hem tarihi hem fantastik bir roman, bir epik deneme de denebilir. Farklı karakterler var, onların hayatından fethin geçişini konu alıyor. Ve üstelik bu tek bir kitap değil bir serinin, İmparator serisinin ilk kitabı. Vampirleri mampirleri bırakıp bu seriye kendimi adamaya karar verdim. Bakarsınız film olur.- Sonsuz ateşler vardır sanarsın, rüzgar çakmağı çıkarlar ya. Çakmağın basma yerinden elini bir saniye çekince sönüyormuş meğersem o rengine hayran olunası sert alev. Halbuki ne sonsuz, ne farklı ve ne tutarlıydı. Diğer sıradan çakmakların oynak, rengi bilindik çakmak mavimsi beyazımtrak turuncusu alevlerine benzemiyordu. Düz yeşildi. İyi yapılmış bir goygoy kadar yeşil ve sıcak. Olsa da içsek yana döne.
- Küresel ısınma yüzünden bu yaz ilk defa Erciyes'teki tüm karın eridiğini ve Aralık ayına gelmemize rağmen hala Erciyes'te bırakın sezonu açacak karı, kartopu yapacak kadar bile kar olmadığını biliyor musunuz? Bunun nice haneye nasıl bir vurgun olduğunu düşünün bir. Sırf kriz vurmuyor insanları... Gördüğünüz resmi kardeşim çekti, şu anki hali böyle zirvenin.- Mekke'deki eski binalar yıkılıyormuş, yerine yeni kule plazamsı şeyler yapılacakmış. Yahu biz böyle bir şey yapmaya kalksak dünya ayağa kalkar tarihi dokunun içine ettiniz, korumayı beceremiyorsunuz pis medeniyetsizler filan diye. Araplar tabii bol buldukları için her şeyi, bina dikiyorlarmış. VIP mescitler filan olacakmış. VIP... Mescit... VIP namaz kılmak. Sanki olayın özünden biraz sapılmış gibi ya neyse, ben anlamaz.
- Annem yemeğe çağırıyor. Tatilin son günü. Erdil Yaşaroğlu'nun dediği gibi, pazar tadında bir pazartesi. Yarın da pazartesi tadında bir salı olacak. Tek dersim var aslında, gitmesem mi...
2 düşünce dile geldi:
30 kasım doğum günümdü :)baktım yazını yazmıssın 30 kasımda doğum günü hediyesi niyetine okudum...dünyanın ilk günü kitabını da doğum günü hediyesi olarak alacağım kendime :D
özlem...
aaa bilsem daha güzel yazmaya çalışırdıımm! doğumgünün kutlu olsun... mutlu huzurlu seneler geçir :)
Yorum Gönder