Saat 3, yine uyuyamadim. Son birkaç gecedir olduğu gibi kapadım gozlerimi, düşünmeye başladım. Seni düşündüm, nasıl sana ihtiyacım olduğunu. Sarılmayı özlediğimi. Sonra yine ağlamaya başladım çünkü tutamıyorum kendimi. Beynim bu düşüncelerle iskence ediyor bana, neden bilmiyorum. Sana her ihtiyacım oldugunda yanımda olacağın, olabileceğin yalanına nasıl gözü kapalı inandığıma bakıyorum her gece. Gün içerisinde iyiyim belki, ama geceleri koyuyor bu. Zaten yalnızlığın sinsiligidir bu. Bir yandan burnumu çekiyorum yazarken, gözlerim durmuyor. Sorun değilmiş gibi, iyiymisim gibi davranabilir, hep yaptıgım gibi icime atabilirdim, aslında atamazdim ne yalan soyleyeyim?! Doldum çünkü. 480km değil beni yoran, dolduran. 480kmcik yolu istediğim her an aşamıyor oluşum. Sonucta ilerleyemiyorsan 1 metre bile uzak bir mesafedir ve imkanın varsa 10000 km bile yakındır. Basında dedim sana, sonra geri ikna ettin beni, daha dogrusu ikna olmak istedim. Simdiyse öyle bağlandım ki "gideceksen gelme" diyemiyorum, olurum çünkü o zaman. "geleceksen, gitme kal" da diyemiyorum çünkü lanet olsun ki gerçekçi bir ınsanım ve bunun olamayacağını, hayatına zarar vereceğini ve en kötüsü de senin kabul etmeyeceğini biliyorum. Ama geliyorsun, seni su salak sehirde yanımda tutamıyorum, bir Pazar sabahı saat 7.30'da Ankara'da ne yapılır bilemiyorum. Ben geliyorum, bıraksalar kopmayacagim hiç, ama değil sana doyacak, yanımda olduguna alışacak kadar bile kalamıyorum. Ben de ınsanım, duyguları en yogunundan ve ben de istiyorum yemeklere çıkmak, ben de istiyorum rutinlerimiz olsun, istiyorum ki acele olmasın. Yanında dururken, gözlerine bakarken zamanın akısını düşünmeyeyim, kaç dakika kaldığını düşünmeyeyim ayrılığa, içimden geldigi gibi olayım hep, kisacik zamanda sorun olmasın, terslik olmasın diye ruh dünyamda sürekli koşuşturmada içerisinde olmayayım. Dilediğimde trip atabileyim, şımarayım. Telefonu kapatirken icim rahat olsun. Sesine değil ellerine ihtiyacım oldugunda yanında bulayım kendimi, "gelecek, az kaldı" diye yastiklarin arasında gözyaşımla ya sabır çekmeyeyim.
Olmuyor ki iste. Sen uyuyorsun, yarın sınavın var. Bense her gece olduğu gibi bu gece de uyuyamiyorum. Birkaç damla sonra dalarım, geç kalktığımda tatlı sert kızarsın. Ama bir konuda haklisin: ileride erken kalkmamak için hiçbir sebebim olmayacak çünkü beni bu saate kadar ayakta tutan düşünceler olmayacak kafamda. Bebekler gibi uyuyacağım, çünkü sabah kahvaltı hazirlayacagim adam uzağımda değil hemen yanımda olacak. Su anda gercekten başka bir şey istemiyorum. Sadece sabır diliyorum. Gercekten ihtiyacım var.
Yazıyı da iphoneda yazdım. Yazım hataları, harf hataları affola. Ve nolur okuduğunda kızma. İcimi boşaltmam lazımdı. Daha iyi bir yöntemini bilmiyorum.
4 düşünce dile geldi:
sanırım aynı şeyleri yaşıyoruz... :( bizde mucizemle ayrı şehirlerdeyiz ve yazdıklarını kendi cümlelerim gibi okudum. ama emin ol mesele 480 km meseleri değil, seninki 480 benimki 150km maksimum 1,5 saat yol sürüyor ama yine de kolay olmuyor... Sanada kendime de kolaylıklar ve sabır diliyorum...
çok güzel olmuş yazı. Dimek birden akla esince yazdığında böle oluyo :)
Fazla yürümez bu iş. ytakında ayrılırsınız zaten. ayrılınca geçer.
Âmin delirapunzel, âmin.
Ve teşekkür ederim.
Ve bir adsiz insan "mabet"ten çıkmış belli ki.
Yorum Gönder