Hiç düşünmediğim bir şeydi. Zordu bir kere, zaten kime sorarsanız size uzaktan ilişki yürütmenin zorluğundan bahseder, bunu daha evvel yaşamamış olsa bile. İnsan, kendisi bu tarz bir ilişkiye başladığında kendini dünya üzerindeki tek uzak mesafe ilişkisi olan insan gibi hissedebiliyor. Yanlış bir şeymiş gibi hissede de biliyor. Ama düşündükçe fark ediyorsun hiç de öyle olmadığını.
Uzak Mesafe İlişkisi (UMİ) aslında yüzyıllardır olan bir hadise. Günümüzde internette tanışan insanların çokluğu yüzünden sayıları artmış durumdadır kesin, ama geçmişi çok eskilere dayanıyor. İş-aile-yaşadığı yer dolayısıyla sevdiğinden uzakta, ona hasret yaşamak durumunda olan çok kişiyi tanıyoruz aslında. Daha evvel de yazmıştım, mesafeyi km'ler belirlemiyor, sizin o mesafeyi aşabilme kolaylığınız belirliyor diye. Aynı şehirde karşı karşıya evlerde oturan ama yan yana gelemeyen iki aşığınki de bu bağlamda bir UMİ bana göre.
UMİ'nin zorlukları aşikar, herkesin size anlattıkları: Sevgilin uzakta, dokunamıyorsun, istediğin anda yan yana gelemiyorsun, hayatına dahil olman zorlaşıyor vs. Ama kimse bunun hoş yanlarından bahsetmiyor nedense. Bir kere, kesinlikle hep yan yana olan kişilerden daha fazla konuşuyorsun. Normal çiftler yan yana durup susabiliyorken sen sürekli anlatıyorsun. Gününü anlatıyorsun, hislerini anlatıyorsun, istediklerini, hayallerini... Ve dinliyorsun tabii ki. Bence bu önemli bir paylaşım. Bunun yanında siz hayatınızda kaç sevgili gördünüz ki birbirine mektup yazsınlar yan yanayken? Edebiyat tarihi boyunca okuduğumuz bütün o mükemmel aşk mektupları birbirini göremeyen sevgililerin kaleminden çıkmamış mı oysa ki? Hasret, iş yazı yazmaya geldiğinde sevgiden çok daha üstün bir fişekleyici. Zamanında iletişim araçları da kısıtlı olduğundan o şahane betimlemeler, o en güzel aşk sözcükleri kağıtlara uzak mesafelerde dökülmüş. Napolyon sürekli Josephine'in yanında olsaydı belki biz o aşkın kudretinden bihaber olacaktık, aynı şey Nazım Hikmet için de geçerli, Cemil Meriç için de, Dante Alighieri için de...
Olayın içerisine girmeden evvel aslında bu kadar sık yaşandığını bilmiyordum. Bir de bugün sıkıntıdan internette aradım biraz. Uzak mesafe İlişkisi yürütmek üzerine tavsiyeler veren o kadar çok site, o kadar çok tavsiye var ki!!! Hatta uzaktaki çiftler için özel bileklikler, yastık kılıfları, kupalar... Neler neler var. İnternet de sağ olsun, insanları buluşturmak, uzakları yakın etmek için alabildiğine çaba sarf edilmiş. Üzerine kitaplar yazılmış...
Bir süredir konu üzerine düşündüğüm için de yazmaya karar verdim. Yazımı yazarken şu sitelerden de faydalanıyorum:
http://www.wikihow.com/Make-a-Long-Distance-Relationship-Work
http://www.lovingfromadistance.com/thingsforldrcouplestodo.html
Daha nicesi var ama ben bu ikisini seçtim, birbirine bağlı siteler zaten. Kendi deneyimlerimden de örnekler vereceğim. (bu arada saat 14:41)
Bana göre uzak-yakın ilişkiler aşk-fedakarlık ve umut üçgeninde yürüyor.
Aşk lazım, ilişki sonuçta ve dayanmanızı o aşk sağlayacak. Fedakarlık lazım, fedakarlık olmadan alttan alamazsınız ve sorun çıkar. Her insanın bazen şımarmaya hakkı vardır ve o zamanlarda da sevgilisi fedakarlık gösterip alttan almalı. Alışma sürecinde biraz daha pürüzlü olabiliyor olaylar, ama sonra geçiyor o pürüzler. Alışıyorsun çünkü. Ve umut... Bir gün sonsuza dek birlikte olmanın verdiği umut ayakta tutuyor, yorulduğunuz anlarda sizi rahatlatan düşünce oluyor. Her ilişki bitebilir, bahsettiğim umut "sonsuza dek ayrılmayacağız" umudu değil, "birlikte olduğumuz süre içerisinde bu mesafe yavaş yavaş yok olacak- eriyecek" umudu. Gerçekten işe yarıyor. Sex and the City filmindeki adamın lafı aklıma öyle yer etti ki habire yazıyorum, ama adam bazen 1 sene boyunca hiç göremediği bir eşi olduğunu söylediğinde Carrie şaşırıyor, peki zaman yormuyor mu diyor, adam da "Onu gördükten sonra zamanın bir anlamı kalmıyor." diyor. Öyle gerçekten de. Saatler akıyor, günler, haftalar geçiyor bir şekilde onu tekrar göreceğini bildiğin için. Ve o buluşma anı, bütün o geçen zamanı telafi ediyor. Onsuz geçen koca zamanın yorgunluğunu ona dokunduğunuz ilk saniye yok ediyorsunuz. Bu üçüne bir de Güven'i eklemek istiyorum ben. Güven çok önemli. Çünkü siz ondan o sizden uzakta ve onun yanlış bir şey yapacağını düşünüp durmak sizi paranoyak yapar. Sevgilinizin mantıklı bir insan olduğuna, sizi sevdiğine güvenmeniz şart. Ona da aynı güveni vermeniz şart.
Bu manevi üçlüden sonra işin maddi kısmı geliyor. Uzak mesafe ilişkisi dediğimiz şey, normalinden biraz daha pahalı bir ilişki türü. Uygun bir telefon tarifesi, uygun bir ulaşım tarifesi şart. İletişimin var olan her türünü kullanmaya çalışıyorsunuz. Kargo-ulaşım-telefon-internet... Kendi içinde bir bütçeye ihtiyacı oluyor ilişkinizin, ama bu da bir zorluk olmaktan ziyade bir çeşit uğraş oluyor. İnsana yaşamak için, bir şeyler yapmak için sebepler gerekir, bu da uğraşmak için bir çeşit sebep oluyor.
Telefon önemli. Sesini günde birkaç kez duymak çok iyi geliyor. Özellikle gece uyumadan önceki konuşmalar insanı rahatlatıyor. Ama şu var ki, telefonla konuşurken bir susma payınız olmaması ve insanın her daim anlatacak bir şeyinin olmaması sıkılmanıza sebep olabilir. Öncelikle bunu kabul edin. Onunla sıkılmak bile güzel olmalı. Ve gerçekten susmak istediğinizde susun ikinizde. Birbirinizin arkasından gelen sesleri dinlerken de mutlu olacaksınız, garantisini veriyorum. Bunu yapabilmek içinse iyi bir tarifeye ihtiyacınız var çünkü (hele ki öğrenciyseniz) kimse sizin ilişkinizin kabarttığı faturalar için "ay canıımm aşık, yazık.." demeyecektir. Yediğiniz fırça sizi gerecek, sizin geriliminiz de ona yansıyacaktır muhtemelen. Telefonda aslında konuşacak çok şey var. Sırf gününüzün nasıl geçtiğini anlatmanıza gerek yok, eskilerden bahsedebilirsiniz, ona sorular sorabilirsiniz, miyavlayabilirsiniz, şarkı söyleyebilirsiniz, oyun oynayabilirsiniz ve hatta birlikte bir şeyler bile izleyebilirsiniz. Zaten onunla eş zamanlı bir şeyler yapmak kendinizi ona daha yakın hissetmenizi sağlayacaktır.
Mektup yazıp onu şaşırtabilirsiniz, o da size yazar, arada kargoyla ufak tefek şeyler yollayabilirsiniz. Yolladıklarınız ille büyük hediyeler olmak durumunda değil. Ufak tefek kişisel şeyler olabilir. Bir kolye, toka, okuduğunuz son kitap... Bilmiyorum, sizin yaratıcılığınıza kalmış. Tabii bunların yanı sıra online hediyeler de yollayabilirsiniz. Misal Oline kurabiye ve çiçek satışları epey güzel patladı bu aralar. Elinizin altında internet varsa ve kredi kartınızda da biraz para varsa, kullanın bence.
Ulaşım için bazı ana şartlar gerekiyor. Öncelikle para, sonra sizin takviminize uyması ve onun da takvimine uyması, kalacak yer, ailenin izni (ya da ne bahaneyle gidileceği) ve tabii ki uygun bir ulaşım aracı. Ülke içerisinde sıkıntı olmayabilir ama bunun ayrı ülke hatta ayrı kıtada olanları var. Olmadı, webcam var ya, neyse. :)
Telefonlarda fotoğraf çekme yollama şansımız da olduğuna göre bolca fotoğraf çekilip yollayabiliriz.
T-shirt değiştirin. Bu bizim yaptığımız en süper şeydi bence. Bende onun gibi kokan onun bir tshirtü, onda da benimki var. Gerçekten çok özlediğinizde sizi ona yakınlaştıran bir detay. Aslında elinizin altında ona ait ne varsa hepsi biraz daha yakın hissettiriyor. O yüzden sevgilinize kendinizle ilgili sizi hatırlatacak bolca şey bırakın. (hişşştt sana diyorum!!)
Birlikte bir şeyler yapın. İlle yan yana olmanıza gerek yok. Bir oyun, bir dizi, bir kitap... İkinizi baplayan bir şeyler olsun. Yalnız dikkat edin, iki tarafın da hoşuna gidecek bir şey olsun. Zoraki yapılınca sıkılır insan ondan sonra "ya aşkım ne alakası var sıkılmamla seni sevmememin!!! seni seviyorum ama tavuk beslemekten sıkıldım facebookta, bakamıyorumm!!" gibi bir muhabbet geçebilir. Biz Vampire Wars oynuyoruz. Her ne kadar beyefendi benden 15 gün önce başlamasına rağmen benden yaklaşık bir 30-40 level önde olsa da iyi gidiyor. Ben de seviyorum oynamayı hatta bazen sırf oyunla ilgili telefon ettiğim oluyor.
Sitelerde "bebeklerinizin neye benzeyeceğini görün" siteleri var. Onları yapmayın! Öncelikle, sonuçlar cidden çirkin çıkıyor. Üstelik How to Lose a Guy in 10 Days filminden de bildiğimiz üzere bu erkekleri çok da cezbeden bir şey değil. Onun yerine müzik paylaşın birbirinizle, daha iyi.
Onun arkadaşlarıyla arkadaş olun. Evet, bazen sadece onunla konuşmak istediğinizde arkadan arkadaşlarının sululukları gelince rahatsız edici olabiliyor ama bazen de eğlenceli oluyor. Sırf onunla değil onun hayatındaki insanlarla da konuşmak, onlara laf atmak, onları da merak etmek sizi daha fazla onun hayatının içindeymiş gibi hissettiriyor.
Bunu henüz denemedim ama birbirinize yemek ısmarlayabilirsiniz. Açın Yemek Sepeti'ni, onun evine yemek yollayın siz ödeyin. Bak bu şimdi aklıma geldi. :) Yapılabilir bence.
En önemlisi, hislerinizi paylaşın. Anlatın ya... Zorlandığınızda söyleyin, kendinizi çok iyi ya da kötü hissettiğinizde o da bilsin. Çünkü o da aynı yoldan geçiyor ve sizi en iyi anlayabilecek kişi de o. Kavga etmekten, ters düşmekten korkmayın. Abartmayın da, sadece açık olun. Ayrıca sizden başka UMİ içerisinde olan arkadaşlarınızın olması da size güç verecektir. Onlarla durumunuzu paylaşmak iyi gelecektir. Bir de sakın ama sakın sevgiliniz yanınızda değil diye hayatınızı yok saymayın veya ertelemeyin. Evet, o olsa süper olurdu, ama sizin o yokken de bir hayatınız var ve o sizi o şekilde sevdi. Haftada bir içmeye çıkan birisiyken bir anda eve kapanıp oturan biri olduğunuzda hem siz depresyona girersiniz, hem canınız sıkılır hem de onu da bayarsınız. Tatlı kıskançlıklar olur tabii ki, ama kimlerle çıktığınızı biliyor sonuçta. ;)
Bu yazıyı yazarken yarım paket Haylayfı da bitirmiş durumdayım. Aklımdakiler kaçmasın diye inip süt de alamadım aşağıdan, kuru kuruya yiyorum. Neyse. Bir de 3 Eylül'de uzak mesafe ilişkisi olayını ele alan bir romantik komedi filmi geliyor, adı Going the Distance. Drew Barrymore başrolde, güzel bir filme benziyor. Az kaldı fragmanı izlerken ağlıyordum. :) Onu bekliyorum dört gözle.
Ben uzak mesafe ilişkisi gurusu değilim. Daha 5 ay oldu. Bazen zor geldiği de oluyor ki zaten yazdıklarımdan anlaşılıyordur. Ama genelde, özellikle gün içerisinde aklımı meşgul edecek bir işim olduğunda zorlanmıyorum. Gece onun tshirtünü geçirdiğim yastığa sarılıp uyuyorum. Şarkılar onu anlatıyor, ona söyleyeceklerimi düşünüyorum hatta sırf ona anlatabilmek için gün içerisinde daha aktif olmaya bile çalıştığım oluyor. Ama yani, imkansız değil, dayanılmaz değil, vuslat çok güzel bir şey, hasret de kendi hoşluğunu taşıyor hep.
Neden yazdım bu kadar uzun uzaya? Çünkü ben sırf korktuğum için az kalsın bu güzelliklerin hiçbirine sahip olamayacaktım ve kaçacaktım. Az kalsın gözlerimi kapayacaktım, umudum yoktu, fedakarlıktan uzak durmaya çalışıyordum. Ama döndürüldüm ve iyi ki döndürülmüşüm. Allah bozmasın, mutluyum. Benim gibi korkanlar varsa onlar da mutlu olsun istedim.
Şansınızı bir deneyin, kaybedecek neyiniz var ki?! ;)
15 Ağustos 2010
Uzak Mesafe İlişkisi
Etiketler:
aşk,
hasret,
long distance relationship,
mesafe,
sevgili,
telefon,
ulaşım,
uzak,
uzak mesafe ilişkisi,
vuslat
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
ALL RIGHTS DESERVED by INFLACK
Bu sitede yazan her şey yazarın kendi hayatı, hayal dünyası, geçmişi ve geleceği ile alakalıdır. Kar amacı güdülmemektedir. Resim sahiplerine ise buradan teşekkür etmekteyimdir. Yazılarım herhangi yasal şekilde korunmadığı için elbette bana sormadan etmeden kopyala yapıştır yapabilir, altına kendi adınızı yazabilirsiniz. Ama vicdanınız buna el verecek mi?! Şirret hayaletim öbür dünyada yakanızı bırakacak mı?! Bunları bir düşünün derim. Hepinizi öperim MUJU!
Bu sitede yazan her şey yazarın kendi hayatı, hayal dünyası, geçmişi ve geleceği ile alakalıdır. Kar amacı güdülmemektedir. Resim sahiplerine ise buradan teşekkür etmekteyimdir. Yazılarım herhangi yasal şekilde korunmadığı için elbette bana sormadan etmeden kopyala yapıştır yapabilir, altına kendi adınızı yazabilirsiniz. Ama vicdanınız buna el verecek mi?! Şirret hayaletim öbür dünyada yakanızı bırakacak mı?! Bunları bir düşünün derim. Hepinizi öperim MUJU!


16 düşünce dile geldi:
Kaybın mı 3 yıl? Yoksa 3 yıldır devam mı ediyor?
sen kendini avut daha. her yönümüzle kirlenmişken ilişkilerde eski zamanları aramak çok saçma.
Yasamayan anlayamaz o yüzdende bazi insanlarin yazdiklarini anlamamasi çok normal. Ben 1 buçuk senedir bu sekilde bir iliski sürdürüyorum, o türkiyede bense avrupadayim. Allahtan 24 saat bedava ev telefonlarini arama sansim var o yüzden her gün saatlerce konusabiliyoruz ! Yazdiklarin yüzümde bir tebessüme neden oldu ! Cok dogru seyler yazdin, güven ve sadakat o kadar önemliki böyle iliskilerde... Hayal kurmak, umut etmek... Yalniz olmadigimi anladim ! Sakin umudunu yitirme Allah yazdiysa kimse bozamaz insallah umutlariniz bos çikmaz ve mutlu olursunuz, sevgi oldugu sürece hiç bir sey imkansiz degildir...
Saygilarimla... Bir genç Kiz...
"bu ilişkiler yürümez" mantığındaki insanlar yakın ilişkileride yürütme sıkıntısı çekenlerdir diye tahmin ediyorum. yok yok hatta eminim.
bal gibide yürür..
işte şu 3 anahtar..
yani yakın ilişkilerinde anahtarıdır..
sevgi,
saygı,
sadakat..
gerisi boş..
sen bunu veriyorsan, mesafeler milimlere dönüşür..
neyse yeter bu kadar..
:)
telefon demisken yakindan iliskilerin de olmazsa olmazi ya kizmazsan bisi sorcam, sende de iphone var diye okudum yanlis anlamadiysam iletim raporu isini nasil hallediyosun sevgiline mesaj attiginda gidip gitmedigini anlamak icin:((((
İletim raporu kullanmıyorum ama mesajin yollanmasinda sorun oldugunda mesajin kenarında ünlem işareti çıkıyor.
tesekkur ederim kizil bebek:)
Şu bir gerçekki en sevilen insan 4s kuralını yapan insandır. Nedir bu 4s:
Seveni sikerler
Sikeni Severler...
Valla kendi adına konus. Seni seven birini sikme yoluna gidersen haliyle senin sevdiğin de seni siker atar. Karma is a bitch! :) ama bunu sen yapmazsan sana da herkes tarafından bu yapılacak diye bir sey yok. Hayat Guzel gayet. :)
İLİŞKİN HALA DEVAM EDİYO MU ÇOK MERAK ETTİM
Hayır, Eylül 7'de terk edildim bir SMS ile. Sondan bir önceki yazımda anlattım hatta.
Merhaba,yazı üzerinden uzun zaman geçmiş,yazdıklarınızı biz de uyguluyoruz,beraber kitap okuma özellikle çok güzel oluyor,sizin ilişkiniz devam ediyor mu aradan ne kadar zaman geçti?Neler değişiyor acaba zaman geçtikçe,bunları da paylaşır mısınız?
Canım benim okudum üzüldüm şunu söyleyeceğim Nazım Hikmetten
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna Rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin... İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki, o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak İçin uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
Hayatı ıskalama lüksün yok senin...
Sevgiyle Kal
İnsanlar mantık evliliği yapıyor, mantıkla iliski yaşıyor. Biz de onunla tam tersini yaptık. Mantık ayrılığı oldu biraz. Sonrasında bir yanlış yaptı, belki de abarttım bilmiyorum. Ama aradan bu kadar zaman geçtikten sonra hala bunları düşünmek istemiyorum. Hastayim zaten. :) su an aşktan, yalnızlıktan vs daha ağır sorunlarım var. :) tesekkur ederim ama yazı guzel.
Yorum Gönder