Boşladım iyice blogumu değil mi? Boşladım evet... Kusuruma bakmayın. Bankadaki staj süresince kısıtlanıp yazı yazamamak beni biraz köreltti. Düşündüklerimi içimde tutmak durumunda kalınca insanın yazası da kaçıveriyor aslında. Ha, iyi bayramlar bu arada. Ben size bankayı anlatacaktım değil mi?
Bankadaki stajımın ilk haftası epey sıkıcı geçmişti. Yeni insanlarla tanıştım ama, o kısım güzeldi. Sohbetler güzeldi. Ne yapacağımı bilmediğim için hiçbir şey yapmadan oturma kısmını sevmemiştim sadece. Daha sonradan şubem değişim bana gerçekten bir şekilde "ihtiyaç olunan" bir yere gittiğimde gerçek stajım başlamış oldu. Evvela Operasyon'da çalıştım. Operasyon demek, bankadaki kağıt işlerinin ve veznedeki işlemlerin döndüğü yer demek. Yani daha fazlası tabii ama en çok o tarz işlemler oluyordu. Bir sürü dosya... Bir sürü kağıt... Restoranın mutfağı gibi operasyon. Orada iki şeker ötesi bayan ve ben vardık. Yine de operasyon en sevdiğim kısım olamadı açıkcası. Aşırı yoğun çünkü, on tane kol gerekiyor bazen.
Sonraki iki haftamıysa KOBİ'de geçirdim. Şimdi, bankada Bireysel, İşletme, KOBİ, Ticari ve Kurumsal şeklinde kredi portföyleri var. Şirketin gelir ortalaması ve çalışan sayısına göre ayrılıyorlar. Bireysel de, adı üstünde işte. Bu bölümler müşterilere kredi açmaya yarıyorlar. "Ürün" diyorlar krediye ve "ürün satmak" kredi almaya kabul ettirmek manasına geliyor. Bu kısım benim hoşuma gitti işte çünkü heyecanlı.
Şirket "tamam, kredi istiyorum" dedikten sonra meşakkatli bir kredi teklifi hazırlama süreci başlıyor. Belgelerin tamamlanması lazım, onayların alınması lazım ohooo... Ve son karar anını bilgisayar ve telefon başında saç diplerin bile gerilmiş halde bekliyorsun. Kredi kabul görecek mi, şirkete kredi verilecek mi?! Para miktarı büyüdükçe bu kabul süreci daha da heyecanlı hale geliyordur eminim.
Tabii bu çok mekanik olarak anlattığım hali. Bu işlemler gerçekleşirken şirkettekilerle görüşüyorsun. Bir de ben çok iyi kalpli, çok sevecen ve duygusal birisiyle birlikte çalışıyordum. Öyle ki, staın son günü "ağlamak yok" dedik ama bankanın kapısında salya sümük vedalaştık. Hatta sanırım haftaya onu görmeye gitmeye karar verdim şu anda. :)
Dosyaları dzenledim, dosyalardan kağıt aldım-taktım, belgeleri taradım, memzuç ne demek onu öğrendim ama açıkla deseniz hayatta açıklayamam, hayatımda ilk kez o muhasebe dersinde bahsi geçen gelir tablolarının harbisini gördüm ki adına MİZAN deniyormuş. Bu arada, İngilizce eğitim alan arkadaşlara tavsiyem: Muhasebe-pazarlama ve finans derslerindeki terimlerin, en azından en temel olanların Türkçesini öğrenin. Debit-Credit yazmıyor çünkü o belgelerin üzerinde.
Sonuç olarak 20 gün gayet faydalı bir staj dönemi geçirdim. Keşke 2. sınıfta yapsaydım, finans dersinden de hukuk dersinden de daha iyi not alırdım diye düşünüyorum. Ama 3. sınıfta oldu, güç olmadı.
Bankacılığı değerlendirmek gerekirse...
Düzenli bir iş. Eğer heyecanı duyabiliyorsanız, yapılmayacak bir iş değil. İnsanların da hali vakti yerinde. Bankacıyım dediğinizde de prestijli bir hadise. Ha saatleri belli değil. 9-18 deniyor ama ben ne sabah 8.50'den geç gelen kişi gördüm ne de 18'de çıkan. Bazen gece 9'a dek kalabildiklerini bile duydum... Bir de sürekli ofiste olma kısmı var. Kimisi bundan hoşnut olur ama misal ben sürekli aynı yerde oturmayı çok da seven birisi değilim. Gerçi "müşteri ziyareti" dedikleri, tanıtım gezileri var. O esnada şubeden çıkılıyor ama sonra hemen geri dönülüyor. Eğitimler var. İnsanlar genç. Stres tabii ki var ama inanılmaz boyutta değil. Yalnız değilsin asla.
Ben bankacı olur muyum? Bu soruyu 1.5 ay evvel sorsanız imkaaaaanı yok derdim ama şimdi "olabilir, belki" diyorum. Başka alanları da görmeye ihtiyacım var tabii ki, ama bankacılık da, hmm neden olmasın ki?!
Bankada staj yapın derim ben. En azından stajlarınızdan bir tanesi 15-20 gün bankada geçsin. Hiç yoktan, bankacı olmasanız bile, içeride işlerin nasıl döndüğünü anlar, bir gün kendi şirketiniz olduğunda neyin nasıl yapılması gerektiğini aklınızda bulundurursunuz. Ben mesela kendi şirketim olursa ve kredi almak istediğimde olabildiğince düzenli bir dosyayla başvuracağım ki orada çalışanlar "2009 mizanı nerde, vergi tablosu da yok, allam adamın kimliğini bulamıyorum pff :(" gibi şeyler demesinler arkamdan. :)
Okuyorlarsa buradan Canımın içi olan bir ablama, hayatında yeni bir adım atan başka bir güzel kıza, blog takipçim bir güzel Bilkentliye, yeşil gözlü başka bir güzelliğe, her daim cıvıl cıvıl olan başka bir hanımefendiye özel sevgileirmi yolluyorum. İsim veremiyorum. Banka hala daha kızabilir çünkü bana. :)
0 düşünce dile geldi:
Yorum Gönder