Bu aralar da biraz fazla sürttüm dışarılarda aslında, oturmam lazım evde. Annemin doğumgünü için Ruhi Bey Meyhanesi adında bir restorana gittik Filistin Caddesi'nin oralarda. Anadolu Sanat Evi yazıyordu tepesinde de. Mezeleri çok güzel, Yunan müziği çalıyor, sonra gitarıyla bir amca çıkıyor ve süper sesiyle 70-90'lar slow rock ila pop ve biraz da arada damardan giriyor Ezginin Günlüğü gibi, Cem Karaca gibi...Sonra yemekler bitiyor ve herkes içeriye geçiyor. Aynı abinin solistliğini yaptığı SpitFire adındaki grup sahne alıyor. Orijinali kadar güzel bir Shine on You Crazy Diamond'la giriş yaparaktan beni benden aldılar. Pink Floyd üyeleri kendileri gelip dinleseler "helal olsun" derlerdi, o derece. Sonrasında biraz rock, hafif metal, 70'ler, 80'ler, 90'lar... Ain't No Love in the Heart of the City'yi rakı içerken dinleyeceğim cidden aklıma gelmezdi, ama dinledim. Corazon Espinado da dinledim. High Hopes da dinledim, Black Magic Woman da dinledim.
Ruhi Bey şaşahalı bir yer değil. Basitçene ama hoş bir mekan. Dekorasyonu biraz Ege sahil restoranı havasında. Fiyatları Filistin Caddesi standartlarına göre düşük. 35'lik rakı 33 TL, 50'lik bira ise 10 TL ama giriş ücretsiz ve fiyatların hakkını veren bir müzik var. Müdavimlerinin yaş ortalaması biraz yüksek aslında, yine de gençler de vardı 20'li yaşlarında insanlar... Tavsiye ederim Ruhi Bey'i.
Bu gece de kareokeye gittik yine Minna's'ta. Fiyatları cidden abartılı oranın. 33'lük bira 9 TL olur mu ya? Bir de keşke az daha büyük olsaydı orası. Sıkış tepiş şarkı söyleniyor. Neyse, ben şarkımı (Satallite) söyledim, mutluyum.
Ha bu kadar işim gücüm varken, dolaşıp duruyorum ama bir yandan da bütün sevdiğim diziler yeni sezonlarına başladılar. Glee, Vampire Diaries, Gossip Girl ve HIMYM, üstüne bir de Two and a Half Men. Yetti mi? Yetmedi... Bir de yeni favori buldum kendime: Deli Saraylı!
Cuma günleri Show TV'de gösterilen bu dizinin iki ağır topu var: Perran Kutman ve Çetin Tekindor! Bir de Issız Adam'daki kız var, Bir de Melekler Korusun'daki kız var! Bir de 7 Kocalı Hürmüz'deki Lüleburgazlı var ki kendisine ve rol kabiliyetine hastayım bazı sebeplerden ötürü... E konu desen şahane: Mustafa Kemal'in emriyle bir hemşirenin "Saraylı" taklidi yapmak zorunda olması ve konakta onunla birlikte bir generalin uşak, çapkın bir er- bir kapkaççı- bir dudak okuyucu mütercim tercüman ve bir tıbbiyelinin evin çocukları rolü yapması konusunu anlatıyor. Yer-zaman-mekan-oyuncular şaaaahane. Tecavüz yok! Beren Saat yok! Kıvanç da yok! E daha n'olsun!? :)
Neyse, ben yatayım. Yarın da güzel bir gün bekler şahsımı. Siz de o sırada MAD'in bloguna bakın. Reklam filmlerimizi yeni bitirdik, ben de oynuyorum. İğrenç çıkmış olsam da... :)

3 düşünce dile geldi:
Ruhi Bey'i gidip görmem lazım:)
Googleda yazınca adresi de çıkıyor hem... Spitfire cumaları varmış sanırım.
I always inspired by you, your opinion and way of thinking, again, appreciate for this nice post.
- Murk
Yorum Gönder