Bir şarkı dinliyorum 60'lardan, bir başka şarkı dinliyorum 80'lerden, sonra 50, 90, 70... 2000'lerden?! Toplasan 100 şarkı var 2000'lerden. 100 büyük bir sayı gibi gelebilir ama 10 sene içerisinde dinlemeye değer ve aklımda kalan şarkı sayısı olarak oldukça az aslında. 2000 küsür şarkının sadece 100 tanesi 2000-2009 seneleri arasında üretilmiş. Neden?!
Geçen iki sene boyunca UGGlar çok revaçtaydı. 10 kızın 8'inin ayağında UGGları görebilirdiniz. Şimdi "ayağa düştüğü için" daha az kişi giyiyor. Ondan evvel Abercrombie furyası vardı... Burberry furyası... OXS furyası... Buffalo furyası... Köpekli toka furyası... Kenardan fiyonklu taç furyası... Bu sene Toy Watch furyası... Bunların hiçbiri ucuz şeyler değil ama daha kullanılabilir oldukları halde 1-2 seneden fazla kullanılmadan raflara, dolabın arka kısımlarına kalkıyorlar hatta atılıyorlar. Neden?!
Tonlarca şey alıyoruz. Buz dolabına koyduğunuz şeylerin yüzde kaçı bozuluyor ve atılıyor? Ne kadarını tüketiyorsunuz? Bitirmeden attığınız yemekler? Kuruyan ekmek? Yediklerinizin çöplerine ne oluyor? Ellerinizi yıkarken akan su nereye gidiyor? Yıkanmadan evvel su ısınsın diye beklerken akıttığınız su? Bu arabalar nasıl gidip geliyor? "Giyecek hiçbir şeyim yok!" dediğiniz sırada dolabınızda kaç çift çorap, kaç ayakkabı, kaç t-shirt var? Nereden geliyor bunlar?
Okul başlayalı 4 hafta oldu ve bu 4 hafta boyunca sürekli aynı şeyi duydum: Küreselleşme. İyi yanlarını saydıktan sonra kötü yanlarına geçiyor hocalar ve doğrusunu söylemek gerekirse resmen rahatsız oluyorsunuz. Seyrettiğimiz belgesellerden, okuduğumuz yazılardan sürekli "Böyle giderse, bu dünya yok olacak!" mesajını alıp duruyor ve mutsuz oluyorsunuz.
Şu anda bütün dünya Amerika kadar tüketim yapsa... Yani dünyadaki her insan ortalama bir Amerikalının günlük tükettiği kadar şey tüketse, bize 5 Dünya gerekirmiş o tüketimi karşılayabilmek için. Çin şu anda büyüme evresindeki en büyük tehdit Amerika için. Orta sınıfı, yani tüketim yapan sınıfı genişliyor günden güne ve Çin dünyanın her yerindeki hammaddeleri satın alıyor. Diyorlar ki, yıl 2050 olduğunda Dünya'nın kullanılabilir hammaddesinin tamamı Çin'in elinde olacak ama ihtiyaçlarının ne kadarını karşılar, Allah bilir.
Rahatsız olduğum bir konu da, Bilkent'in "Amrican Approuch" yani Amerikan Yaklaşımını benimsemesi dolayısıyla çoğu derste Amerikalılar'dan bahsederken "we" (biz) diye bahsedilmesi. "Biz bu kadar tüketmeye devam edersek..." şeklindeki cümlelerden gına geldi. Ha biz, yani Türkler, az mı tüketiyoruz? Hayır. Ama bir Amerikalı kadar da çok tüketmiyoruz be hacı. Bazen yeşilciliğim tutuyor mesela, suyu harcamayayım, elektriği söndüreyim, çöpü ayırayım filan diye... Tek başıma olduğumda hiçbir manası yok ki bunun! Ben suyu erken kapattığımda, Allahın Amerikalısı o gün sıcak bir banyo yapma kararı alıyor ve benim yıllardır özlemini duyduğum köpük banyosunu yapıveriyor bir çırpıda. Çok temiz oldukları için günde 2-3 defa banyo yapıyorlar, iyi hoş da, nereden geliyor bu su? Bir gün biterse ne olacak? Ya petrol? Ya yiyecek? Ne halt edicez lan biz?
Harcamadığım suyun, yemediğim yemeğin ya da atmadığım çöpün ceremesini neden çekerim diye soramıyorum. Aklıma göbeği şişik, kemikleri sayılan Afrikalı çocuk geliyor. Gana 3 milyar dolarlık anlaşma imzalıyor Çin ile ama o çocuk hala aç orada. Mutlu mu? Belki mutludur. Mutluluk ve memnuniyet kavramlarını açıklamıştım kendimce daha evvel. Bir insan bir şeyi görüp de elde edemediğinde mutsuz olur. Çikolatanın tadını bilmeyen insanın canı çikolata çekmez, krize girmez ve mutsuz olmaz. O çocuk da belki Burger'ın tadını bilmediği için canı Burger çekmez, buğday ve suyla mutludur belki, çünkü bildiği tek yaşam odur. Bilmiyorum. Amerikalılara da kızamıyorum. Onların da öğrendikleri yaşama biçimi bu. Nasıl ki ben cep telefonundan önceki yaşamı hatırlamıyorsam ve hatta iphonedan önce nasıldı hayatım emin değilsem, onlar da bu kadar tüketmeden nasıl yaşanır bilmiyorlar. Öğrenmeleri gerekiyor, ama bunu öğrenmeleri 2-3 kuşak alır bence-ki o da öğrenmek isterlerse- o zamana kadar da Dünya bitmiş olacak belli ki. Onlar yola gelse bu sefer Çin var kafamızın tepesinde... OOffff! Hani bunun bir de ısınma davası var, Dünyayı kirletme olayı var, hayvanların ve yeşilliğin katli var. Hiç bahsetmedim fark edersen, su dedim bıraktım, gayet yüzeysel... Tablo bunlara rağmen böyle!
Yazıyı güzel bir sona bağlamak, bir çözüm sunmak istiyordum. Şimdi düşününce imkansız geliyor bu bana. Dünya yok olacak işte. Aferin, iyi bok yedik. :( Bari şu son 10 sene içerisinde kayda değer bir şarkı yapsaydılar da ben de çocuklarıma en azından onu bırakaydım çöp dağları ve susuz bir dünya yerine... Yok ama... Harbiden, çok iyi bok yedik, böyle devam edelim, boku bile tüketelim. Süper.

4 düşünce dile geldi:
İstanbulda günde dört milyon ekmek çöpe atıldığını duymuşsunuzdur. Düşünsenize başımıza taş yağacak. Bu aradar yazın çok süper. Sizden ricam üç harfli kelimeyi kullanmasanız sevinirim. Siz cici bir insansınız.
3 harfli derken? bok mu?
Aynı idealin insanlrıyız. Yazıların aslında çok etkili. Lütfen sosyal sorumlulukla ilgili fikirlerinizi paylaşın. Siz yazın biz takip edelim. Nacizane bir katkmımız olursa da bizim de iyi niyetimize bağlayın. Sizin yüreğiniz çok temiz. Anlıyoürum başkavlvrına küfür etseniz yeridir ama, Gerçekten sizin buna gereksiniminiz yoktur. Saygıyla..
hmm teşekkür ederim, mutlu oldum :)
Yorum Gönder