Bu sene daha evvel hiç hissetmediğim kadar "Pazarlama" olayının içinde hissediyorum kendimi. Derslerim, hocalarım ve medya sağ olsunlar tabii. Derslerde sürekli "yeni ürünü pazarlama taktikleri, eski ürünü allayıp pullayıp tekrardan satılır hale getirme teknikleri, bunu sadece kendi ülkenizde değil aynı anda bütün dünyada yapma yöntemleri" gibi şeyleri görüp sonra da bunların günlük hayattaki uygulamalarını televizyonda izlemek harikulade oluyor.
Misal Volkswagen'ın yeni reklamları... Genç bir adam Golf'ün ne kadar özgür, ne kadar maceracı hisler uyandıran bir araba olduğunu ve almaktan ne kadar mutlu olacağını anlatırken bir telefon geliyor. Eşi hamileymiş. Bayiiden altında bir Passat'la çıkıyor. Bir taşla iki kuş: Golf özgür ruhtur, Passat aynı özgür ruhlu adamın aile arabasıdır. Bunun gibi 3 reklam. Biz bu tür "tüketicinin aklında markanın ne olduğu- ne işe yaradığı ve kime hitap ettiğini canlandıran" cümlelere "konumlandırma" diyoruz ve Volkswagen konumlandırma konusunda çok başarılı.
Kendimi kötü hissetmeme de sebep oluyor reklamlar. Vodafone'un Anasınıfı mesela. Şahane, ne güzel, çocukların eğitimine katkıda bulunuyorlar, lakin asıl amaç bu mu? Yoksa halkın algısında "yardımsever", "sosyal sorumluluklarına hakim" görüntüsünü oluşturmak mı? Nereden bilebiliriz ki ne kadar samimi olduklarını? Ki benim şahsi algıma göre, özellikle de Şafak Sezer'li "Fark Var!" reklamları yüzünden çok "çakal" bir marka Vodafone, pek samimi gelmiyor bana. Dolayısıyla bu sosyal sorumluluk girişimi de yapmış olmak adına yapılan bir şeymiş gibime geliyor. Bilemem tabii.
Şimdi bir de Yeni Ürün Geliştirme dersimiz var bizim. Yeni ürün nerden bulunur, nasıl öğrenilir bu ürünü insanların sevip sevmeyeceği gibi şeyleri işliyoruz. Benim bahsetmek istediğim yeni ürün Doğadan'ın Adaçaylı Naneli Limonlu içeceği. İlginç bir çalışma, olmayan bir ürün, Coca-Cola tarafından satın alındıktan sonra giriştikleri ilk uçuk kaçık fikir... Fikrimi isterseniz, biraz değiştiği takdirde bu içeceğin gideri var. Şekeri, nanesi ve limonu az olmuş o yüzden de garip bir tat veriyor. Ki bizler nane limon ve adaçayını sıcak içmeye alışığız dolayısıyla annemizin hastayken yaptığı içecek beklemiş de soğumuş hissiyatı uyandırıyor.Doğadan'a buradan 20-23 yaş arası 3 bayanın görüşlerini aktarayım:
- İki arkadaşım da "nane limon bana hastalığı ve kusmayı çağrıştırıyor" diyerek başta içeceği tatmayı dahi reddetti. Sonra birine denettim, pek sevmedi, tadını alamadı. Diğeri ise çağrışım konusunda ısrarcı oldu ve tadına dahi bakmak istemedi.
- Ben tadını hafif buldum. Yemeğin yanında bir Ice-Tea ya da kola gibi içilebilen bir şey değil çünkü tadı çok hafif ve çok bitkisel. Şekerin artması lazım, nanenin ve limonun artması şart. Ondan sonra, belki Doğadan'ın hitap etmeye çalıştığı hedef markete ya da konumlandırmasına ters ama süper Mojito yapılır bu içecekten, demedi demeyin.
Tanıtacağım bir diğer yeni şeyse bir dizi yine. Glee'de şarkı söyleyen ve dans eden liselileri izliyoruz, şimdiyse ponponluk yapan üniversitelileri izliyorum ben. Dizinin adı Hellcats-Cehennem Kedileri. Marti, Lencer Üniversitesi'nde burslu okuyan bir Hukuk öğrencisi, taş gibi, alternatif bir abla. Annesi ise sarışın, sorumsuz ve alkolik. Bir şeyler olmuş, kızın bursunu elinden almışlar. Marti de sırf bu yüzden salak gözüyle baktığı pon-pon kızların arasına katıldı burs almak için. Şimdi işte onun hikayesini anlatıyor. Disney Channel'dan tanıdığım, Highschool Musical'da izlemiş de olabileceğiniz Ashley Tisdale var dizide. Benim dikkatimi ilk cezbeden kişi kendisi oldu açıkcası. Ben kendisini biraz severim ve başarılı da bulurum da ayıptır söylemesi. Bizim nesil pek Disney Channel nesli değil, 18 yaşının altındakiler o grubu daha iyi biliyor: Zack Efron, Miley Cyrus, Jonas Brothers, işte bu benim Ashley filan... Bunlar bizim zamanımızda Justin Timberlake, Britney Spears ve Christina Aguilera neydiyse şimdi o. Eskidik biz. Evet. Neyse.Odam toplu, derslerimle ve dizimle içiçeyim. Param yok. Para gerektiren fazlasıyla iş tam da hiç paramın olmadığı esnada kafama üşüşmüş durumda. Kısa yoldan, dersleri zedelemeden para kazanmanın bir yolunu bulmam lazım. Kitaplarımı mı satsam aceba?! Bilemedim. :/ Fikri olan varsa haber versin, çok makbule geçer.
0 düşünce dile geldi:
Yorum Gönder