21 Kasım 2010

Uçlardan Uzak Hayatım

Ruh Besleme Servisi'm çalışmıyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. Yazı da yazmıyorum gerçi. Zaten okuyan kim var ki? Yani eskilerden? Mutsuz muyum diye düşünüyordum geçen gün yolda giderken, düşünecek fazla boş vaktim vardı. Geçen hafta 35 saatimi şehirlerarası otobüslerde geçirdim. 2000 km'de fazla yol yaptım. Dolayısıyla düşünmeye cidden çok vaktim oldu, içimi dinlemeye.

Mutsuz değilim, ama özlediğim şeyler var. Buna karar verdim. Müzik dinlemiyorum mesela artık. Yani dinliyorum da, hep aynılarını dinliyorum. LimeWire kapatılmadan önce de IPodun "yeni eklenenler" klasörünü yanlışlıkla sildiğim için dinleyemiyordum. Kafam almıyor artık hem. Sanki elimdekiler yeterli gibi, ama onlardan da sıkıldım. Şarkılar nedense artık bana hiçbir şey ifade etmiyor, eski tadı alamıyorum müzik dinlerken. Kardeşimle gitar eşliğinde düet yapıyorduk bugün, Hayalet Sevgilim'i söyleyip duruyoruz. O şarkı çıktığında içimde ne yoğun hisler varmış. Şimdi açtım Fizy'yi, mood tabii ki melankolik, belki hislenirim ağlarım dedim ama yok. Şebnem Ferah ki son dinlediğimde neredeyse Ankara'dan kaçmama sebep olacaktı, etki edemedi bana.Aşk Kırıntısı çalıyor misal. Bu şarkıyı da dinlerken çok ağlamışlığım var, ama artık istesem de olmuyor. Alkol de var bünyemde az da olsa...

Eskisi gibi içemiyorum da. Gerek sağlıksal olsun, gerek içimden gelmesi olsun... Genelde ertesi gün yapacak bir şeyim olduğundan ya da o gün ilaç aldığımdan ayık olmam gerekiyor. Midem bulanıyor en güzel şarabı içerken bile. Kafayı bulup dans edemiyorum, ağlayamıyorum. En fazla sevgilimi arayıp onu sevdiğimi söylüyorum. Eskiden Ele Güne Karşı'yı dinleyemezdim bile değil mi? Bu blog kanıtımdır, nefes alamazdım. Şimdi dinlediğim şarkının o olduğunu fark etmem için bile bir süre geçmesi gerekiyor.

Buna büyümek mi deniyor? İlerlemek mi deniyor? İlerlemek, ama benim ilerlemem değil, zamanın ilerlemesi. Zamanın hafıza silici, açılan deliklere alçı doldurucu etkisi. Beyaz duvarımda bir sürü alçı izi var. Beyaz duvar üzerinde kırık beyaz alçı izleri... Sinirleniyorum, seviniyorum, mutlu oluyorum, bazen de üzülüyorum ama hep belli bir eşikte. Hiç uçlara gidemiyorum artık. Okuduğum kitaplardaki başrollere aşık olmuyorum, Harry Potter çıktı diye delirmiyorum, derbi varken yüreğim ağzıma gelmiyor, saçımın rengi konusundaki heyecanım da yok, yazdığım bütün yazı silindi diye kudurmuyorum, hiçbir konseri ya da filmi beklemiyorum gelse de gitsem diye, annemle babamla kavga ederken eskisi kadar çıldırmıyorum, hediye alınca o kadar içten gülemiyorum. Daha ilginci birisi bana "bir dilek tut" dediğinde ne dileyeceğimi bilmiyorum. İş dilenerek gelmez, aşk var, sağlık yok sayılmaz, huzur da yeter miktarda mevcut. Heyecan mı dilesem? Biraz aksiyon?

Biri bir keresinde "Seray sen manyak mısın? Her okuduğunu, her dinlediğini sanki dünyanın en önemli şeyi gibi anlatıyorsun. Bayıldım, aşık oldum, hayran kaldım, öldüm bittim diyip duruyorsun!" demişti. Al işte. Artık değilim öyle. Ölüp bitmiyorum hiçbir şeye, böyle daha mı iyi?

Bir sürü arkadaşı olan, her gün yeni şeyler keşfetmek için uğraşan kızı mı dilesem? Yazmamak mı bu hale getirdi beni bilmiyorum ama yaşadıklarını daha tutkulu yaşayan kızı özledim biraz. Robot gibiyim. Dışarıdan bakınca hareketli bir hayatım var hala ama bana göre debisi düşük. Okula git- gel- proje hazırla- sunum yap- case oku- sevgiliyle konuş- bir sonraki buluşma için planlar yap- otobüslere bin- otobüslerden in- telefonları şarj et- mailları oku- arkadaşlarla konuş- derslerle ilgilen- iş hayatını düşün- fırsatları görmeye çalış- anne babayla didiş- okula git. Bu. Herkes de her şeyi biliyor. Gizlim saklım da yok. Eskiden sürekli bir şeyler saklar dururdum birilerinden, hep bir işler çevirmek durumunda kalırdım. Şimdi yaptığım her şeyi bilmesi gereken herkes biliyor. Ne zaman neredeyim, ne yapıyorum, ne yapacağım. Benden evvel bile biliyorlar. İstediğim her şeye izin var çünkü uç şeyler istemiyorum belki ya da benimle uğraşmaktan bıkmışlar ve ne halim varsa görmem için bırakılmışım. Zorlanmıyorum, mesele bu.

Yanlış anlaşılmasın. Mutluyum. Daha doğrusu, memnunum hayatımdan. Güzel bir çizgisi var, nazar değmesin. Ama işte bir yerde bir uca çıkmak lazım ki hayatın tadı anlaşılsın değil mi?

Bakalım ne bulacağım kendime?

(Sonradan Gelen Not: Ruh Besleme Servisini GrooveShark yaptım, şarkıları da bilahare yükleyeceğimdir!)

6 düşünce dile geldi:

Adsız dedi ki...

İşte Allah daha büyük dert vermiş en sonunda. Bu derdin hiç geçmemesini, seninle mezara kadar gitmesini diliyorum şimdi de.

Çünkü büyümek bir hedef değil, bir derttir. Bunu dert ediyorsan büyüyorsun demektir.

Bir yandan yaşar, bir yandan büyür insan. Büyüyüp sonra da büyük olarak devam etmez hayatına.

İyi gidiyorsun, aynen devam! Bi' de gömlek almaya gidelim bi ara; gömleğim geldi.

Gargamell dedi ki...

okunuyorsun. hiç merak etme.(en azından ben okuyorum)
insan değişiyor işte. en severek yaptığın şeyleri yapmak istemediğin zamanlar başlıyor. nedenini bilen varsa bana da deyiversin hele. ben de senin gibi müzik dinlemiyorum desem yeridir. önceden daha fazlaydı sanki. hayat durağanlaşınca ya da monotonlaşınca(doğru mu yazdım acaba?) yeniliklerden de kaçmaya başlıyor sanki. yeniliklerden kaçmak bir yana eski yaptıklarından da kaçmaya başlıyor galiba...

sinem dedi ki...

hmm, aynı "değişiyorum-bu halimden mutluyum-ama eski halimi de istiyorum" depresyonu bende de var. takmamak lazım biraz, kim aynı kalıyor ki?

bir de, eskilerden ben varım. hep varım ;)

Hiç kimse dedi ki...

Ben de gayet okuyordum, okuyorum ve okuyacağım. Sadece yorumlama kısmında bir sıkıntı var, o da hak etmediğinden değil şahsımın hodbinliğinden.

Ayrıca şunu iyi biliyorum; mutluluk yaratıcılığı bitirir. İkisi bir arada asla yürümemiştir, bence öyle de kabul etmek lazım.

Görüşürüz :)

Adsız dedi ki...

muzik bos vakitte dinlenir bos vakitte yazilir bos vakitte okunur. sorumluluklarin artiyor bos vaktin kalmiyor hayat laylaylom dan cikip kendi hayatimi hangi duzeyde kazanabilirim dunyadaki ailemin degil benim yasam duzeyim hangi seviyede olacak olmali zamanlarinin baslangic semptomlarini geciriyor olma hahaha koyver gitsin su yolunu bulur bebegim

Hatice dedi ki...

Ergenlik döneminizi tamamlamış olabilir misiniz?
:)

ALL RIGHTS DESERVED by INFLACK

Bu sitede yazan her şey yazarın kendi hayatı, hayal dünyası, geçmişi ve geleceği ile alakalıdır. Kar amacı güdülmemektedir. Resim sahiplerine ise buradan teşekkür etmekteyimdir. Yazılarım herhangi yasal şekilde korunmadığı için elbette bana sormadan etmeden kopyala yapıştır yapabilir, altına kendi adınızı yazabilirsiniz. Ama vicdanınız buna el verecek mi?! Şirret hayaletim öbür dünyada yakanızı bırakacak mı?! Bunları bir düşünün derim. Hepinizi öperim MUJU!