9 Aralık 2010

Noel Ruhu!

Noel ruhu nedir? Amerikan filmlerinden görerek özendiğimiz, "Christmas" zamanı insanların büründüğü o kutlu ve mutlu ruh hali.

Kar, Noel Baba, Yılbaşı ağacı, top süsler, melekler, ren geyikleri, kırmızı beyaz naneli baston şekerler, ziller, ökse otu, kırmızı kurdeleler... Bolca kırmızı ve beyaz ve biraz da koyu yeşil!

Noel Ruhu aynı zamanda pazarlama aleminin en sevdiği tatil ve alışveriş dönemi. Biz Türkiye'de dini sebeplerden ve kültürel altyapının Noel ve Yılbaşı konusunda eksikliğinden ötürü tam bir ruh yakalayamasak da, Türkiye pazarlarında da heyecanla bekleniyor bu tatil. Hristiyan ülkelerde 10 günlük bir tatil, bizdeyse 1-2 gün ama olsun!

Kabul ediyorum. Noel Ruhunu bu ülkede yaşatmak tamamen bir özentilik, ama bu beni bu ruhu yaşatmaya çalışmaktan alıkoymuyor asla, çünkü çok hoşuma gidiyor. Noel Ruhu bana umut ve mutluluğu, birliği ve eğlenceyi, masalları ve müziği çağrıştırıyor. Tek başına diriltilecek bir ruh değil bu Noel Ruhu dediğimiz, dolayısıyla iki firmayı kutluyorum Noel Ruhu'nu canlandırmak konusunda: Starbucks ve Marks&Spencer

Starbucks:

Starbucks "aidiyet duygusu"nu müşterilerinde en iyi uyandırabilen markalardan biri. Starbucksa girdiğinizde, Starbucks'ı seven birisiyseniz içinize o huzur ve "ev ortamı" hissi çöküveriyor. Zaten amaçları da bu. Kendilerini ta en başından "insanların ikinci bir ev olarak görebilecekleri, lezzetli kahve satan bir zincir" olarak konumlandırmışlar. Bu Noel Ruhu'na nasıl yansıyor peki? Noel zamanı gelmeden evvel Starbucks geri sayıma başlıyor ve Kasım'ın son haftası aynı anda, aynı gün bütün Starbuckslar süslenmiş oluyor. Yeşil logolu beyaz bardaklar kırmızı, üstünde kar taneleri olan bardaklarla değişiyor. Bardak tutacaklarına da kar yağıyor. Özel Christmas Blend çıkıyor kırmızı paketinde. Yılbaşına özel kupalar ve termoslar çıkarılıyor. Yılbaşına özel menüler hazırlanıyor. Dark Cherry Mocha benim yılbaşı favorim misal. Toffee Nut Latte de Aslı'nın favorisi. Çalışanlarını da iyi seçiyor ve eğitiyorlar, onlar da insana mutluluk aşılıyor.

Gerçi ben çok farklı bir konumdayım Starbucks konusunda çoğu kişiye göre. Starbucks benim için bir kahveci değil, her sabah okula girdiğimde gördüğüm ilk şey, arkadaşlarımla buluştuğum- fakültenin ortak noktası, masalarında ders çalıştığım, ödev hazırladığım bir yer. Çalışanlarıyla her sabah günaydınlaştığımız, ben hasta olunca "latte içme, chai tea yapalım sana, boğazına iyi gelir" denen, susayınca bardağımı alıp suyumu doldurduğum bir yer. Benim Starbucks'ı benimsememek gibi bir şansım yok. Mutsuz olurdum ve her sabah küfrederdim okula girince herhalde. Böyle daha güzel. Bu arada Sacher gitti ama yerine yeni bir "Denediniz mi?" gelmiş: Profiterollü Pasta. Aslı'dan, Merve'den, Seray'dan ve Sezin'den tam not aldı bu pasta da. 5.50 TL, deneyiniz.

Aklıma şimdi geldi: Bizim fakültedeki Starbucks neden dekanlıktan izin alıp bir akşam "Starbucks ailesi Yılbaşı Toplaşkası" düzenlemiyor ki? Belki biraz müzik olur... Kokteyl havasında filan, ilginç olabilir. (Sakın ben mezun olduktan sonra yapmayın bu partiyi, yemin ederim olay çıkarırım! :) )

Marks&Spencer:

Ben Noel Ruhu'nu annemle vakti zamanında Tunalı Beymen'de dolaşırken kaptım. Küçüktüm, Tunalı'nın kaldırımları karla kaplı olurdu. Kestaneciler olurdu. Sanki eskiden daha güzel süslenirdi Tunalı... Karum ışıl ışıl olurdu. Hilton'un Lotus Bar'ında güzel şarkılar çalardı. Sheraton daha yeni bir oteldi. Üniversiteli gençler Kıtır'da buluşurlardı (teyzemden biliyorum), C'Viz yerine Mado vardı köşede, Starbucks henüz Türkiye'ye giriş yapmamıştı. Beymen de o zamanlar bu kadar burnu havada algılanan bir marka değildi.  

Annem elimden tutar beni gezdirirdi. Sonra Beymen'e girerdik, Beymen'in merkezi Tunalı'ydı o zamanlar. Yanlış hatırlamıyorsam şu anda D&R'ın olduğu binadaydı. Beymen'in her katı süslenmiş olurdu, çok güzel kokardı. Ve, en önemlisi, şu yanda gördüğünüz şarkılar var ya, sürekli onlar çalardı. Ben bu şarkıları oradan öğrendim. Bir süre sonra "yılbaşı gelsin de o şarkıları duyayım yine, Beymen'e gidelim!!" diye geçirmeye başladım içimden. O zaman internet kullanımı yok, duyduğum şarkının sözlerini bile hatırlamıyorum, adını bilmiyorum ve nereden öğrenebilirim ki?! Bahsettiğim seneler 1990'ların başı. Daha millet vatkalı ceket, yüksek belli pantolon giyiyor yani, o derece! :)

Bugün Gordion'da Marks&Spencer'a girdim. Kendimi küçüklüğüme dönmüşüm gibi hissettim resmen. Yine bu şarkılar... Ben de süslü reyonlar arasında şarkıları mırıldana mırıldana, hatta biraz hoplaya zıplaya yürüyorum. Noel Ruhu iki ışık asıp bir ağaca toplar bağlayarak olmuyor! O havayı vermeniz lazım insana. Misal, çok sevdiğim bir marka Koton... Ama dıptıs dıptıs müzik çalıp duruyor. Zaman onun zamanı değil ki! Yaz bitti! Kışın o daha sakin havasına, Noel'in ruhuna kapılacaksın, müşterine o huzuru vereceksin ki çıkmak istemesinler mağazadan.

Marks&Spencer'ın tek hatası vardı: Kadın reyonlarının olduğu katın girişinde, daha dolaşırken dışarıdan ilk görünen şey jartiyerli bir manken. Tamam Noel Ruhu'nu alıyoruz ama Türkiye'deyiz Ankara'nın en medeni(!) semtinde de olsak. Jartiyeri görünce babam dahil bütün erkekler hızlanarak Marks&Spencer'ı es geçiyorlar. Orada "Silent Night, Holy Night" (sessiz gece, kutsal gece) diyor şarkı, yanında siyah iç çamaşırıyla, jartiyerin endamıyla manken duruyor. Neden boş bu mağaza diye düşünmeyin bence. ;)

Hadi bakayım, hep beraber: Jingle bell, jingle bell, jingle bell rock!!!

1 düşünce dile geldi:

solar dedi ki...

ne güzel olmuş burası böyle:) en az blogun kadar güzel ve neşeli bi yıl dileyip şu şarkıyı yolluyorum,

:)

what's this? what's this?? there's colour everywhere!! what's this? there's white things in the air....

ALL RIGHTS DESERVED by INFLACK

Bu sitede yazan her şey yazarın kendi hayatı, hayal dünyası, geçmişi ve geleceği ile alakalıdır. Kar amacı güdülmemektedir. Resim sahiplerine ise buradan teşekkür etmekteyimdir. Yazılarım herhangi yasal şekilde korunmadığı için elbette bana sormadan etmeden kopyala yapıştır yapabilir, altına kendi adınızı yazabilirsiniz. Ama vicdanınız buna el verecek mi?! Şirret hayaletim öbür dünyada yakanızı bırakacak mı?! Bunları bir düşünün derim. Hepinizi öperim MUJU!