Gördüğünüz gibi blogum Yılbaşı için süslendi. Geçen sefer pek kutlama havasında değildim, o yüzden ellememiştim, ondan önceki sene kar yağdırmıştım, bu sefer de tümden her şey değişsin istedim. Yılbaşından sonra farklı bir düzenlemeyle karşınıza çıkabilirim böylece.
Sırf görüntü değişmedi. Uzun arayışlarım ardından 5 en çok sevdiğim Noel şarkısı da eklendi müzik listeme. Neden arayış uzun diye sorarsanız: Bu şarkıları birçok insan seslendirmiş, ama benim için sadece bu versiyonları en iyileri. Yoksa bu şarkıları 50-60 senedir her sene birileri farklı yorumluyor. Yine de ben bu şarkıları başkalarından dinlemeye katlanamıyorum.
Yılbaşı geliyor ama bu sefer de gelmek bilmiyor sanki. Geçen senelerde hep çok hızlı gelmesinden şikayetçi olurdum, şimdi birisi yılın sonundan tutup yılı sündürmeye çalışıyormuş gibi geliyor. Yılın en sevdiğim zamanı sanırım sonu. Yaz seven bir insan olarak en sevdiğim tatilin kışla alakalı olması da biraz ironik sanki ama olsun.
Seray neden yazıyorsun? Tespit yapamıyorum uzun uzaya, her şeyi twittera yazmaktan buraya yazacak şey kalmıyor genelde. Wikileaks değerlendirmesi mi yapayım? Haydarpaşa'yı yakanları mı lanetleyeyim? (unutmuştun dimi?) Ayşe Arman'a ne kadar taptığımı mı yazayım bir kez daha? Yoksa Sex and the City'nin birçok erkek ve kadın tarafından, iki bölümü bile izlenmeksizin yok yere yerden yere vurulduğundan mı bahsedeyim? Yaklaşık iki haftadır geceleri uyumakta sabahları da uyanmakta sorun yaşıyorum. Bugün tam 14 saat uyudum. Güneşi görmedim. Hiç sigara içmedim. Saat gecenin ikisi ve tek öğün yemek yedim. "En yakın arkadaşım" diyebileceğim kişinin diğer insanlardan en ama en ufak farkının olmadığını öğrendim. Yılbaşını sevgilimsiz ve dahi kimsesiz kutlama ihtimalim var, evde yalnız başıma bir şarap açıp TV'de dizilerin Yılbaşı Özel'lerini seyredebilirim ve bu hiç hoşuma gitmiyor açık olmak gerekirse. Son birkaç senedir ilk kez Yılbaşını kutlamayı bu kadar çok istiyorum, ama aksi gibi işte...
İnsanlara yıllık yazıları yazmam lazım. Ama şu bloga 414 yazı yazabilmiş olan ben 3-4 cümlelik yıllık yazıları söz konusu olunca tıkanıyorum. Şimdiye dek sadece bir tane yazabildim. Gerisine ne yazacağımı bilmiyorum çünkü. Her aklıma gelen ya çok az, ya çok abartılı ya da çok detaylı... Bu tip şeyleri düşünürken ve hayatım beni şaşırtmaya devam ederken ayran budalası gibi açılan ağzım yüzünden boğazım tahriş olmuş: Kronik Faranjit olmuşum. Hayatımı en çok etkileyen konu bu şu aralar.
- Yapmayı en çok sevdiğim şey sigara içmek.
- En çok vakit ayırdığım iki konu Markstrat adlı simulasyon ve Avrupa Birliği
- Müzik olarak en çok telefonumdaki şarkıları dinliyorum. %90'ı listede var zaten.
- Millionaire City oynarak vakit öldürüyorum.
- Bilkent Kampüs'ten de dün itibariyle ayrıldım.
- Bir sürü oje alıp oje sürmek istiyorum.
- Çok uzun süredir alışveriş yapmıyorum kendim için, hep para biriktirmeye çalışıyorum, ama hemencecik gidiyor. 1 ay biriktirdiğim para 3 günlük bir Adana gezisinde tükenebiliyor. Üstelik sadece gidip-gelip-yemek filan yiyerek. Kendime özel bir şeyler almak istiyorum. :(
- Sırtım feci ağrıyor. Ucuz ama kaliteli (ne yaptığını bilen) bir masaj salonu bulmak istiyorum.
- Facebook'taki profil resmini çizgi kahramana dönüştürme olayı sanırım 1 aydır filan var, bayramdan önceden beri görüyorum çünkü. Ben daha yeni başladım, değiştirip değiştirip duruyorum. Çocuk istismarı gibi ağır bir konunun bu şekilde son bulacağını ve dahi etkileneceğini düşünmesem de, hoşuma gidiyor profil fotoğrafımda renkli şeyler görmek. :)
- Yılbaşı, sevgililer günü, yıldönümü gibi günlerde hediye almanın gereksizliğine inanan bir sevgilim var.
- Bugün hiç sigara içmedim, dün de iki tane içtim. Bir de çenemi çok kasıyorum sanırım, çenem de ağrıyor, o da başıma vuruyor.
- Bazen dönem sonuna kadar bütün raporlar yetişmeyecekmiş gibi hissetsem de kendimi onları yazmaya başlamaya da ittiğim söylenemez.
- Tavlada beni sürekli yenen annem ve kardeşim tarafından aşağılanıyorum.
- Hava çok soğumasın, kar yağabilir ama haftasonu yağsın ve ben okula gideceğim sırada ortalık kurumuş olsun. Olmaz mı?
- Twitter'da da dedim. Ayşegül'ün koyu bej rengi ojesi yüzünden oje piyasası allak bullak oldu. Sıra parlament mavisi ojede. Bu hafta parlament mavisi sürmüştü Su da Ayşegül 'de. Koyu Bej out, Parlament mavisi in.
- Tekrar yazmazsam, yılbaşınız kutlu olsun!!!! :)

2 düşünce dile geldi:
tema mikemmel olmuş! çok eğlendim.
bi de bi gerizekalı yüzünden şuraya yazdıklarımızı hemen görememek ne kadar acıklı.
Yorum Gönder