"Medeniyet dediğin açmaksa bedeni, desene hayvanlar senden daha medeni..."
Mehmet Akif'in epey ünlü bir mısrasıdır bu. Çok fazla insanın "üstad ne güzel de demiş" dediğidir. Bence, Mehmet Akif'e olan saygımı bir kenara bırakırsak, safsatanın önde gidenidir.
Olaya yanlış pencereden bakma konusundaki inanılmaz yeteneğimiz sayesinde bu laf doğru gelebilir. Ama sorsanıza kendinize: Medeniyet bedeni açmak mıdır? Yoksa medeniyet; bir doymuşluk mudur? Öyle bir doymuşluk ki bir insan evladı anasından doğduğu gibi önünden geçse bile bakmazsın? Öyle bir doymuşluk ve öyle bir anlayış seviyesi ki senden farklı düşünene ve giyinene saygı duyabilirsin? Bence bu noktadan bakınca hayvanlar bizden daha medeni durmuyor, ha bizden daha medeniler kanımca orası ayrı ama açıp açmama konusu sayesinde değil.
Bu konuya nereden girdiğimi biliyorsunuz. Profesörümüzün "açık giyinmek" ve tecavüze uğramak konusundaki görüşlerini dile getirmesinden sonra çalkalandı ortalık. Ben biraz geç yazıyorum gerçi. Balık hafızalı medyam unuttu bile, gündem o kadar kalabalık ki!
Öncelikle açık giyinmek hakkındaki görüşümü belirteyim: Açık giyinmenin sebepleri, yeri ve sınırları vardır; olmalıdır. Kadınlar açık giyinmeyi kimi zaman severler. Bunun sebebi "gelsin biri bana tecavüz etsin" diye değildir. Beğenilmek ister kadın, kimi zaman arzulanmak ister ama olayın şehvet boyutuna erişmeden evvel sadece saf olarak beğenilmek ister. Güzel olduğunu göstermek ister ve bunu yaparken de vücudunun güzel olduğu yerlerden dekolteler verir. Uzun bacakları varsa yırtmaç giyer, güzel göğüslerini tamamen açmaz belki ama çağrışımı sağlayabilecek bir dekolteyi verir. Bunu belli yerlerde yapar. Mesela rekabetin çok olduğu yerlerde. Kadın bakılmayı sever ama bakmaktan bakmaya fark olduğunu bilir. Kırılgan ruhuna zarar verecek bakışlarla, o ruhu okşayacak hoş bakışlara farklı tepkiler verir. Hayran olunmak ister belki de. Bunu yaptığı yer önemlidir. O yüzden ki bir galada giyilen giysiyle öylesine sinemaya giderken giyilen kıyafetler farklıdır. O yüzden Ankara'da ve Bodrum'da giyilenler farklıdır. Mekanların kaldırabileceği dekolte miktarı farklıdır ve bilinçli bir kadın bunun farkında olmalıdır. Bunun Türkiye'si, Avrupa Ülkesi ya da Hindistan'ı yoktur, bu küresel bir anlayıştır. Medeni olmak aslen bu ayrımın farkında olmaktır.
Yalnız, bir kadını bu ayrımın farkındalığına davet etmek isterken işin içine "tecavüz" gibi lanet bir olayı sokmak yersiz, terbiyesiz ve yaralayıcıdır. Bu davete tecavüzü sokmak en başta erkeklere hakarettir. Erkeği hayvan yerine koymaktır. Erkeğe "sen hayvansın, içgüdülerini dizginleyemezsin." demekten aşağı kalır yanı yoktur. Bu fikri destekleyen erkek de kendisinin en fazla bir hayvan kadar medeni olduğunu kabul etmiştir kanımca. Yerli ya da yersiz açık giyinmiş bir kadını arzulamak, ondan etkilenmek, o kadına karşı hisler beslemek ile o kadına tecavüz etmek arasında dağlar kadar fark vardır. Profesörün söylemindeyse bu uçurum hiçe sayılmış, erkekler insanlıktan hayvanlığa indirgenmiş kanımca. Yanlış olan da bu. Kadınlardan mı gelir medeniyet yoksa erkekler mi kurmuştur medeniyeti? Dedim ya, açmak medeniyet değil, açık olana hayvanca yaklaşmamak medeniyet olan. Karşındakinin bir insan olduğunun farkında olmak. Medeniyet bir farkındalık hali.
Tecavüz ne peki? Tecavüz yaralayıcı bir şey. İnsanlıktan en uzak şeylerden biri. Bir erkeğin şehvet duygusunu dizginleyemeyip bir kadının hayatını karartmasıdır. Tecavüze uğrayan kadına "kirlendi" derler. Bunu namus anlamında söylerler belki, belki yine yükü kadına yüklerler... Yanlış yaparlar. O kadın kirlenir evet. Ruhu kirlenir, psikolojisi kirlenir, güven duygusu kirlenir, korkar artık. Erkeklerse bunu hiç ama hiç düşünmüyor. Varsa yoksa suçlu kadınlar. Her şeyi kadınların sırtına nasıl yüklerler ki? Erkek değil midir güçlü olan? Erkek değil midir koruyucu olması, kollayıcı olması gereken? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi? Lafa gelince güçlü cinsiyet XY, iş kendini tutmaya gelince sorumluluk tamamen XX'de?! Anlaması zor açıkcası.
Ben sorumluluğun paylaşılması taraftarıyım. Bir kadının medeniyeti nerede açıp nerede kapatacağını bilmesinden geliyor benim gözümde. Erkeğinkiyse açıklık ve kapalılık karşısında verdiği tepkiden. Hayvanlarınkiyse doğaya ve gidişatına olan saygılarından. Hayvan dediğin bile her açık gördüğünün üzerine atlamaz, ki onların bir "dur" komutu bile yok bizimki kadar beyinlerinde. Biz var olan komutu neden kullanmaya çalışmak yerine "onlar yapmasın biz de yapmayalım!"a çevirelim ki? Üstelik benim profesörüm bilmiyor mu ki o "hayvanlık anı"nın açıkla ya da kapalıyla hiçbir alakası yok. Bilmiyor mu ki tümden kapalı bir kadın bile baştan çıkmaya hazır bir erkeğin kendi kendine baştan çıkmasına yetebilmekte... Bilmiyor mu ki bu ülkede teşhircilik yapan kadınlardan ziyade teşhirin kelime anlamını dahi bilmeyen kadınlarımız ve dahi çocuklarımız o hayvani doyumsuzluğun kurbanı oluyor? Sen semeri en uca, teşhire, açık giyinene, kadına yükleyene kadar hayvani içgüdüsü aç dolaşan insanları doyursana eğiterek. Sıfatın profesör; işin eğitmek, öğretmek... Yanlış mıyım?!

2 düşünce dile geldi:
Yazinin buyuk kisminda sana katiliyorum. Fakat Mehmet Akif alintiladigin dizede "acilip sacilanlara" degil, modernelesmenin tek yolunun elbiselerden kurtulmak olduguna inanmis bir kitleye hitap ediyordu... Bunu gozden irak tutmazsak, tesbitler daha iyi oturur yerine bence :)
O düzenin sizi buraya çekeceğini biliyordum. :) sair ucunu açık bırakmış zaten. Medeniyet acmaksa, hayvanlar daha medeni; yok acmak degilse o zaman başka demiş bence. Amma ve lakin, yurdum güzel ınsanlarının bir kısmı bu şiiri, medeniyet acmaktir o yüzden medeniyet (burada medeniyet biraz da "batı" anlamında kullanılıyor bir de) kötüdür seklinde algılıyorlar, ben de kızıyorum. Üstelik de medenilesmeyle batılılaşmanın tamamen farklı seyler olduğunu da düşünüyorum.
Yorum Gönder