30 Kasım 2011

Size Anlatmam Gerekenler Var!!

Uzun süredir hayatım hakkında yazamıyordum ve açık olmak gerekirse bugünü bekliyordum.

Hoş olmayan günler geçirdim gerçekten. Buraya aşk kelimeleri döktüğüm günleri geride bırakmam gerekti ve bu gerçekten zaman aldı. Bir insanı çok sevdim, belki o da beni sevdi, artık bundan emin değilim. Bitmesi gerekti ve bitti. Ben bitirmedim, açık olmak gerekirse. :) 1 buçuk sene süren bir ilişkiyi bir SMS bitirdi. En çok üzen şeylerden biri de buydu. Bunu atlatmaya ve tekrar "bir başkasını değil de kendimi sevmek" olayına alışmaya çalışırken yapmamam gereken bir şey yaptım. Aranızda yeni ayrılanlar varsa kulaklarına küpe olsun: Ayrıldığınız kişiyle görüşmüyorsanız sakın ama sakın onunla ilgili internetteki hiçbir şeye bakmayın! Ben uzun süre dayandım. Tam 1.5 ay boyunca kesinlikle hiçbir yere bakmadım. Resimleri silerken kötü oldu içim tabii ki, yürek bu da. Ailesi Facebook'ta halen ekliydi, silemedim, arkadaşlarıyla da konuştum ama onunla ilgili hiçbir şeye bakmadım. Onun da benimle ilgili şeylere bakmasını istemedim, elimden geldiğince kaçtım sanırım. Twitter'da aşka ve erkeklere sövdüğüm şeyleri, facebookta paylaştığım acındırık şarkıları görmemeliydi. Haliyle buraya da yazamadım. Tumblr'a yazdım yazdım sildim.

Sonra bir gece saçmaladım ve onun twitterına baktım. Görmek isteyeceğim son şeyi gördüm. :) Ne bekliyorduysam artık. Siteye girerken "Seray, kaşınma!" diyordum. Biliyordum içten içe ama kabullenmek için görmem şarttı sanırım. "En ufak ilgim alakam yok. Abartıyorsun..." dediği ve ama beni duruma inandıramadığı kız vardı listede. Şimdi yazarken gülümsüyorum kendi kendime, komik geliyor yaşanan her şeye uzaktan bakınca. O sırada hiç komik değildi ama emin olabilirsiniz. Kendime has ufak sinir krizlerimden birini geçirdim. Çok ağladım. Çok canım yandı. "Biz birbirimizi sevdik ama şartlar el vermedi." lafıyla kendinizi avuturken ve belki hala kendi içinizde ufak da olsa bir "belki bir gün.."ü beslerken böyle bir durumla karşılaşmak insanı alaşağı ediyor. Güveniniz ölüyor. Kimbilir belki arkamdan da konuştular ya da boşluğa düştü de ona sarıldı ya da belki onu hiç unutamamıştı ve ben bir yara bandıydım diye günlerce düşünüyorsunuz. Kimi suçlayacağınızı bilmiyorsunuz. Arada kendiniz de kaynıyorsunuz.

Bomboştum! Arkadaşlarım okula-işe başlamış. Evde bir ben bir annem... Gece geç yatıyorum öğleden sonra kalkıyorum. Ne bir yemek düzeni, ne bir uyku düzeni... Bir ara sadece kahve çay ve sigara ile beslenmeye kadar gittim. İşim gücüm yok. Kendimi oylamaya çalıştıkça daha da batıyorum. İçimde bir sinir, bir nefret...

Ataklar başladı. Anksiyete atakları diyebiliriz. Daha evvel buraya yazdığım bir yazıda da geçirdiklerimden. Kalbim gümbür gümbür atmaya başlıyor, içime yersiz bir korku yerleşiyor, bir panik, nefes alamıyorum, elimi ayağımı koyacak yer bulamıyorum! Ne yapacağımı bilemiyorum. Bana ne olduğunu bilemiyorum, ama iyi bir şey olmadığı kesin.

İki seçenek vardı. Ya ben bunun bana olmasına izin verecektim ya da kalkacaktım düştüğüm yerden artık. Silkinecektim. Öncelikle o ataklardan kurtulmak lazımdı. Bir kliniğe gitmek yerine daha güzel bir yere, Marmaris'e gittim. Annem, hava değişikliği, güzel hava ve yepyeni insanlar o kadar iyi geldi ki! Boşuna dememişler tebdil-i mekanda ferhalık vardır diye! Marmaris'e giderken durup durup sebepsiz ağlayan, uyuyamayan ben Marmaris'te yenilendim. Yağlı boya resim bile yaptım. :) Profesyönellikle yakından bile alakası yok, ama tavsiye ederim, o boş tuvali boyamak insanı baya mutlu ediyor, eğlendiriyor ve zihnini boşaltıyor. Yeni başladığınızda da kimse size "ööö kötü olmuş.." demiyor, hep güzel şeyler duyuyorsunuz. Bu o kadar önemliymiş ki aslında. Bilememişim. Marmaris'te hoş bir arkadaş da edindim. Kendisi Bulgar. Marmaris Yarış Haftası'na gelmişler. 28 yaşında bir veteriner. Adı Deian. Onunla konuştuğum uzun saatler esnasında aslında ne kadar farklı ve iyi insanların da olabildiğini fark ettim. Deian'la maillaşmaya devam ettiğimizi de bildirmekten mutluluk duyarım. Yıllar sonra bir penpalım oldu ve hayat felsefesiyle de benim açılmamda baya yardımı var kendisinin.

Ankara'ya dönmekten ve yine eski durumuma dönmekten korkuyordum. Dönüyor gibi de oldum. Ama gururla söyleyebilirim: Artık atak matak geçirmiyorum. Kendimi koyvermiyorum ve gayet iyiyim. :) Maşallah.

Olaylar yavaştan düzeliyor işte. Geçen çarşamba günü bir firmayla görüşmeye gittim ve başvurduğum pozisyon Muhasebecilikti. Kendime acıyordum biraz. İstediğim bu değildi diyordum. Sonra onlardan telefon beklerken Cuma günü biri aradı. Beni görüşmeye davet etti cumartesi günü için. Gittim. Gittiğim gibi kabul edildim ve ben de kabul ettim.

Ve duyuruyorum: Perşembe gününden itibaren Pusula Reklamevi'nde Marka Danışmanı olarak işe başlıyorum! :))) Asıl haberim buydu.

Korkuyorum tabii ki. İlk iş deneyimim. Benim bolca uyumama beddua edenler yaşadılar zira bundan sonra sabah 07.40 otobüsünü yakalamam ya da araba kullanmayı öğrenmem gerekiyor. Nasıl olacak bilmiyorum ama bence ikisinden birini ya da ikisini de başarırım. Kendimde o enerjiyi ve heyecanı görüyorum. Karşıma çıkacak kişilerin iyi insanlar olacağını umuyorum. Patronum gayet hoş bir bayan mesela, ama geri kalan kişilerle ilk kez perşembe günü tanışacağım.

Mutluyum. İstediğim iş olduğu için, istediğim yerden başladığım için mutluyum. Arkadaşlarım olduğu için mutluyum. (Özellikle Ozan, Özge, Pelin, Sonay, Sultan ve Masum'a) Ailemle aram, yine maşallah, uzun süredir olmadığı kadar iyi olduğu için mutluyum. Onlar gibi bir ailem olduğu için şanslı hissediyorum kendimi.

Eski, normal hayatıma geri dönebildiğim için mutluyum. Ekşi'deki yazarlığıma kavuştuğum için mutluyum. (nickim iinflack, 2. şans için iki i)

Bu bloga başladığım ilk günlerde de bir ayrılık yaşamıştım. Çok daha sert geçmişti ama yine ayağa kalkmıştım. Olan bitenleri buraya yazdığım için de mutluyum çünkü kendi eski yazılarım olmasa bu durumların "geçtiği"ni ve zamanın gerçekten lazım olduğunu hatırlamam zor olabilirdi. Geçmişteki Seray'a da teşekkür borçluyum ve umarım tekrar böyle şeyler yaşamak zorunda kalmam ama şu an bu yazıyı iki kere düşüp iki kere kalkmayı ve her seferinde bir öncekinden daha sağlam kalkmayı başarmış bir Seray yazıyor. Gelecekteki Seray'ın işi gerçekten çok daha kolay olacak. :) Belki o başarır 1 çikolata ve 2 paket mendille 3 kere ağlayıp kurtulmayı. ;)

"Düşmez kalkmaz bir Allah! Düşmek insana mahsustur, ama düşünce kalkmasını da bilmektir insan dediğinin marifeti."

Ve okur mu okumaz mı bilmiyorum. Okuyacağını pek sanmıyorum ama: Sana kızgın değilim artık. Beni bilirsin, hemen kızarım, aradan zaman geçer ve hiçbir şey olmamış gibi hissederim. Şimdi de tam olarak "Hiçbir şey olmamış" gibi hissediyorum. Resimler, hediyeler duruyor ve atmayacağım. Belki günün birinde birisi fotoğrafları sildirir, onun sözünü veremem. Güzel olan her şey için teşekkür ederim. Bunları bir mailda filan da yazabilirdim ama nasılsa cevap vermezsin diye artık senden herhangibir şey beklemek istemediğim için buraya yazıyorum. Umarım başka birisini daha bu şekilde üzmezsin, tek dileğim bu.

Bundan sonraki yazım muhtemelen iş hayatı üzerine olacak. :) Bakalım... Benim için dua edin lütfen. İhtiyacım olacak gerçekten. Düşündükçe heyecanlanıyorum. :)

Görüşürüz ve okuduğunuz için teşekkür ederim.

Bütün linklerimi http://about.me/inflack adresinde toplu halde bulabilirsiniz artık. ;)

3 düşünce dile geldi:

Adsız dedi ki...

Paypal degil o, penpal olacak :)

sinem dedi ki...

bol şans diliyorum sana infi. valla o satıra kadar, muhasebecilik de dahil, içim sıkılarak okudum. resmen daraldım senin yerine. ama yeni işine çok sevindim. hayırlı uğurlu olsun :)

şimdi sen gece uyuyamazsın da. :)

paramecium dedi ki...

aferin sana :)

ALL RIGHTS DESERVED by INFLACK

Bu sitede yazan her şey yazarın kendi hayatı, hayal dünyası, geçmişi ve geleceği ile alakalıdır. Kar amacı güdülmemektedir. Resim sahiplerine ise buradan teşekkür etmekteyimdir. Yazılarım herhangi yasal şekilde korunmadığı için elbette bana sormadan etmeden kopyala yapıştır yapabilir, altına kendi adınızı yazabilirsiniz. Ama vicdanınız buna el verecek mi?! Şirret hayaletim öbür dünyada yakanızı bırakacak mı?! Bunları bir düşünün derim. Hepinizi öperim MUJU!