Bayanlar ve Baylar,
İşyerimden bildiriyorum.
Kendime ait ufacık bir ofisim var ve bilgisayarım. Mac kullanıyorum. Aslında bu ofis iki kişilik ama benimle başlayan arkadaşım Özlem işten ayrıldığı için ve Fecir de sadece bazı günler geldiği için şimdilik ofis bana ait. Kendi bölmemde arkadaşlarımın bir fotoğrafı var. Minyatür çam ağacımı da koydum. Rengarenk post-itlerim, kalemlerim, bir sürü dergi, masa takvimi (örnek)... Dolu bir masam var yani.
İş başta zordu. Aslında hala zor. Uyanmak sıkıntı. Daha büyük sıkıntı ise eve gittiğimde pilimin bitmiş olması. 8 buçukta uyuyordum başlarda. Artık 11-12 gibi yatmaya başladım. İşte kalıp kalmamayı da çok düşündüm, hala da düşünüyorum aslında ve sanırım hayatım boyunca da "bu işte çalışmaya devam etmeli miyim?" diye düşünmem gerekecek, bunu fark ettim. Yapacak bir işim varken ya da müşteriyle görüşmeye giderken mutluyum ama ne zaman ki işim yok, çok boş hissediyorum ve sıkılıyorum. Kendimi oyalamak zor oluyor bazen. Telefonla konuşmayı iş için olsa bile sevmiyorum. Hiç de sevmedim sanırım. Benim olayım yazı yazmak ve yüz yüze görüşmek.
İlginç şeyler öğreniyorum. Mesela şu an sizin yolda gördüğünüz billboardların her birinin ismini ve fiyatını ve ne kadar süre kiralarsanız ne kadar indirim alabileceğinizi ezberlemiş durumdayım. Bir masa takvimi hazırlamanın ne kadar uzun sürdüğünü gördüm. Şirketlerin "reklam" konusunda ne kadar bilinçsiz ya da isteksiz olabildiklerine şahit oldum.
En büyük korkum ise bu tempoda bir sosyal hayatımın kalmama ihtimali. Belki vücut olarak değil ama kafa olarak feci yoruluyorum. Dedim ya, akşama pilim bitmiş oluyor. E cumartesi de 4'e kadar çalışıyorum. Kendime ve arkadaşlarıma ayıracak vaktim kalmıyor pek. O kısmı bir oluruna koymam lazım. Yakında kendi iş kartım da olacak inşallah. :)
İlk maaşımı alacağım günü bekliyorum dört gözle. O zaman daha şevk dolu, daha mesut yazılarla çıkabilirim karşınıza. Şimdilik feci yorgunum. Çıkmama daha 1 buçuk saat var.
0 düşünce dile geldi:
Yorum Gönder